Tüm Faaliyetler / 2. HALKLA İLİŞKİLER

2. HALKLA İLİŞKİLER

HALKLA İLİŞKİLER

1-Giriş

Kamu sivil toplum ya da özel sektör kurumları ya da kişiler bir toplum içinde yaşarlar ve içinde bulundukları çevrenin bir bütünüdürler. Bu açıdan bakıldığında toplumsal bir çevre içinde yer alır; çevreyi etkiler ve çevreden de etkilenir. Kuruluş-çevre arasındaki bu etkileşim de sistemli bir bütün olarak değerlendirilir. Kurumun çevresini etkilemesi sadece dış çevre açısından değil aynı zamanda iç çevre açısından da geçerlidir. 

Halkla ilişkiler; kuruluşun çevresiyle ilişkilerini, çevrenin kuruluş amaçları, işlevleri ve kurumsal davranış üzerindeki etkilerini öğrenmesiyle, kuruluşun çevresini etkilemesiyle ilgili anlayış, davranış ve yöntemleri içeren bir kavramdır. 

Bu nedenle halkla ilişkiler her kuruluşun, kuruluş yönetiminin çevreyi bilmesi, değerlendirmesi ve çevredeki değişimler karşısında sürekli önlem alması açısından önem taşır. 

Halkla ilişkiler aynı zamanda kuruluşun amaç, politika ve etkinliklerinin çevreye anlatılması ve benimsetilmesinde önemli bir role sahip bulunmaktadır. Halkla ilişkileri bu iki yönlü özelliği ile, kuruluşların çevreleriyle ilişkileri içinde yer alan bir yönetsel işlev olarak kavramak gerekir.

Ancak birçok kurum ya da kuruluş da halkla ilişkiler gerek anlam gerekse de uygulanış biçiminde önemli sorunlar bulunmaktadır. Esasında kamu kurumu, siyasi bir kurum, sivil toplum kuruluşu, özel sektör kuruluşu olması o kurumun Halkla ilişkiler politika ve uygulamalarında farklılıklar göstermektedir

Ancak özellikle son yıllarda gerek kamu kurumları gerekse de yerel yönetimler halklar ilişkileri ile buna benzer bazı uygulamalarında aşırıya kaçmakta zaman zaman propaganda ya da pazarlama ile karıştırmaktadırlar. 

Halkla ilişkilerin; bazen “kamunun sempatisini kazanmak” olarak da algılandığı görülmektedir. Bu anlayış zaman zaman uygulamada önemli sorunlara yol açmaktadır. Halkla ilişkiler bazen kurumla iç ya da dış kamusu arasında da sorunlara yol açar. Halkla ilişkiler kurumun kamuları arasında bir iyi ilişki değildir. 

Ayrıca belirli kurumlarda hakla ilişkiler halkla ilişkiler "halkın ya da kamunun ilgisini çekmek, onu harekete geçirmek "ya da" belirlenmiş kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı, inandırıcı iletişim çabalan içinde olabilmektedir.  

Özellikle konumuz olan STK lar da ikna edici iletişim önemli olmakta ve ikna etme öne geçmektedir. 

Aynı zamanda bir STK için halkla ilişkiler kuruluşu da öne almalı ve kurumu öne çıkararak kurumun toplumda öneminin vurgulanması da gerekmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken yine etik ilkelerden ayrılmadan doğruyu doğru olarak vermek ve sadece doğruları vurgulamak kurumun sürdürülebilir imajı açısından çok önemli olmaktadır.  Ayrıca iyi bir imaj yaratılmalı kurumun tanıtılmasında bu imajı da öne çıkarılmalıdır. 

 

 

 

Kuruluşu tanıtmada temel düşünce kuruluşun amaç, politika ve etkinliklerinin anlatılması, bu konularda genel ve özel kamuların bilgilendirilmesidir. 

Konumuz olan Tüketici derneklerinin genelde sorun çözme özellikleri olduğu ve politika ve propaganda ile etkilemek, özellikle kamusu olan tüketicilere eleştirel bir bilinç kazandırmayı amaçlamaları ve tanıtımlarında bunu ön plana almaları önemli gibi görünmektedir.

Tüketici dernekleri bazen tüketici konusunda sürekli bir sorunla da uğraşmak zorunda kalmaktadır. Tüketicilerin soru ve sorunlarında ilk başvuru noktası olabilmeleri için bu yönlerini de öne alarak tanıtım ve halka ilişkiler faaliyetlerini ortaya koymaları gerekmektedir. 

Tüketici dernekleri için halkla ilişkiler, tüketicilere bilgi verilmesi, tüketicilerin tutum ve davranışlarını etkilemeye yönelik ikna ve kuruluş ile ilgili olduğu tüketicilerin tutum ve eylemlerinin karşılıklı olarak bütünleştirilmesi çabası olarak tanımlanabilir. 

Gerçekte bakıldığında bir tüketici derneğinin bütün faaliyetlerinin yürütülmesinde halkla ilişkilerin önemi açıkça ortaya çıkmaktadır. Burada da halkla ilişkilerin önemli işlevlerinden birisi olan kamunun tutum düşünce ve davranışlarının değerlendirilmesi, kuruluş politika ve faaliyetlerinin kamu yararı gözetmesi ve kamuda bir anlayış ve kabul sağlamaya yönelik planlı, programlı ve sürekli bir yönetim süreci göstermesi gerekmektedir. 

Özellikle halkla ilişkileri iyi kullanan bir tüketici derneği; 

·     Tüketicilerin ve diğer kamuların (ilgili tüketici aktivistlerinin, politikacıların, eğitimcilerin, diğer STK temsilcilerinin) konuyla ilgili tutumlarını ölçme, değerlendirme ve yorumlama,

·     Kurumun toplumda gördüğü kabul ve anlayışı artırma,

·     Kamu yararı ön planda olmak üzere tüketicilerin menfaat ve problemlerini gözetme, tüketicilik (Consumerizm) felsefesini ön plana alarak faaliyetlerini yapma gibi faaliyetleri yerine getirmelidir. 

Bütün bu faaliyetleri yerine getirirken de belirli ilkeleri göz önüne almalıdır;

Dürüstlük; Bir tüketici derneği halkla ilişkilerin de temel ilkelerinden biri olan bu ilke ile; onurlu çalışma, güvenilirlik ve doğruluğu kapsar. Bir tüketici derneğinin bütün faaliyetlerini gerçeklerden ayırmadan, siyasi ve ticari çıkarlardan bağımsız hareket etmesi ve gerçeklerden ayrılmadan, olay ve olguları abartmadan, olduğundan iyi veya kötü gösterip hedef-kitle olan halkı yanıltmadan, gizliliğe uymak kaydıyla mümkün olan her şeyi olduğu gibi aksettirerek onun ilgi ve desteğini kazanmak demektir.  

Böylece daha sonra karşılaşılabilecek bazı problemler, daha başlangıçta çözümlenerek, halkın güveninin kazanılması, olumlu tutum ve davranışların sağlanması mümkün olacaktır. 

İnandırıcılık; inandırıcılık halkla ilişkileri yürütenlerin yaptıkları işin doğru olduğuna inanmaları ve bu inanç doğrultusunda hedef kitleyi inandırmaya çalışmaları ilkesidir. İnsanların inandıkları konuda çalışmaları ve inandırıcı olmaları daha kolaydır. İnandırıcılık ilkesinin gerçekleşebilmesi için, hedef-kitle olan halkın iyi tanınması ve özelliklerinin bilinmesi gerekir. Bu, halka ulaştırılmak istenilen mesajların kolayca anlaşılabilecek bir dille hazırlanmasını ve çeşitli kanallardan verilmesini sağlamak bakımından da önemlidir. Çünkü halkla ilişkiler faaliyetleri gelişigüzel faaliyetler olmayıp, mutlaka bir plan dahilinde yürütülmesi gereken çalışmalardır.

Bu planlamada, araştırma ve bilgi toplama çok önemli bir aşamadır. Esasında bir tüketici derneğinin sürekli olarak piyasayı ve özellikle tüketicilerin özellikleri, eğilimleri, alışkanlıkları, görüşleri bilmesi önemlidir. 

Bu aşamada basında yer alan yazılardan, kuruluşa gelen mektuplardan, raporlardan, yörenin tanınmış kişileri ile yapılacak görüşmelerden, istatistiklerden ve bilimsel araştırma yöntem ve tekniklerinden yararlanılabilir. 

Tekrarlama istikrar; bir tüketici derneği faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamalı, problemleri çözünceye kadar gerek bilgi verme gerekse de mücadele etmeyi bırakmamalıdır. Çünkü derneğin temel amacı halkın refah ve iyiliğini düşünmektir. 

Bir dernek halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütürken, belli süreçleri kullanmaktadır. 

 

Bilgi Toplama (Araştırma)

Kuruluşların çevrelerini tanımaları, kendilerini etkileyen etmenler hakkında bilgi edinmeleri amaçlarını gerçekleştirmeleri, çevreleri ile uyumlu ilişkiler kurma açısından önemlidir. Örneğin, kuruluş amaçlarının çeşitli kamuları (kitleleri) tarafından algılanış ve yorumlanma biçimi, amaçlarının karşıladığı temel gereksinmelerdeki değişmelerin yarattığı tepkiler, etkinliklerinin ve çalışanlarının iyi ya da kötü olarak değerlendirilişi kısa ya da uzun dönemde kuruluşun başarısı üzerinde etkili olur. 

Bu nedenle kuruluşlar bunları öğrenme ve çabalarını buna göre düzenleme, bunun için de düzenli olarak sağlıklı ve güvenilir bilgi almak zorundadır.

Yani tabiri caizse bir kurum olarak sık sık aynaya bakmak tüketicilerin derneğe olan güvenlerinin artmasında önemli bir konudur. 

Tıpkı kişiler gibi kurumların da toplumda olumlu-olumsuz ve ilgisiz olmak üzere bir imajları bulunmaktadır. 

Bu açıdan halkla ilişkiler bir bilgi alma ve verme olgusudur. Bir bakıma halkla ilişkilerin gereksindiği sağlıklı bilgilerin kapsamı, bir kuruluşun politikasından etkinliklerine, işlevlerinden davranışına kadar tüm alanlarına yayılır. 

Ancak bu sadece kurumun çevreden bilgi alması değil aynı zamanda çevreye bilgi vermesini de kapsayan bir süreç olmalıdır. Bir tüketici derneği, güvenilir bilgi sağlanması ve aktarımı, yönetsel bir işlev olarak kabul edilen halkla ilişkilerin özünü oluşturur. Halkla ilişkilerin taşıdığı bu özellik, araştırmaya halkla ilişkilerde özel bir yer verilmesini gerektirir.

Bir konuda bilgi edinme yollarının tümü araştırma olarak nitelense de, araştırma "güvenilir bilgiler sağlamak için kullanılan bilimsel yöntemlerin toplamı" olarak tanımlanır.

Bilgi toplamada başlıca üç yol izlenmektedir. 

Bunlardan birincisi mevcut kaynakların incelenmesidir. Çeşitli raporlar, toplantı tutanakları, kayıtlar, daha önce yapılmış araştırmalar, gazete yayınları bu tür kaynakları oluşturur. Bir tüketici derneği, halkla ilişkilerini planlarken ya da kamulara bilgi verirken bu kaynakları iki yönlü olarak kullanabilmelidir. 

İkincisi, kuruluşa gelen şikâyet ve önerilerin, kuruluş üyelerinin çeşitli ilişkilerde edindikleri izlenimlerdir. Bu kaynak da yine son derece önemlidir. En fazla problem yaratan alanlarda gelen şikayetler ve tüketici rahatsızlıkları önemli olup, bu olgu hem halkla ilişkileri hem de etkili lobicilik faaliyetleri planlamalarını da etkileyecektir. 

Üçüncüsü ise bilimsel yöntemlerin kullanılmasıdır. Bir tüketici derneğinin en önemli veri kaynağını bilimsel veriler oluşturmalıdır. 

Yani bir tüketici derneği faaliyetlerini yürütürken ve eylem planlarını yaparken kanaatlere göre değil, bilimsel bilgileri temel alarak yapmalıdır.  

Planlama

Halkla ilişkiler sürecinin ikinci aşaması "planlama"dır. Planlama belirlenen amaçları gerçekleştirmek için gerekli olan araçların saptanması ile ilgili bir kavram olup "amaçların ve bu amaçlara ulaşmak için nelerin, ne zaman, nerede, neyle ve kimlerce, nasıl yapılacağının" belirlenmesi olarak tanımlanabilir. Planlama yalnızca içinde bulunan anı kapsamaz, ileriye doğru bir bakışı içerir.

Özellikle bu aşamada bir tüketici derneğinin belli evreleri kapsayan bir eylem planının mutlaka olması gerekmekte ve bu toplumla iletişimlerine de yansımalıdır. 

Planlama yapılırken, genel olarak sorunun ne olduğuna, bu konuda neyin, nasıl yapılacağına karar verilmelidir. 

Planlar uzun, orta ve kısa dönemli olarak ayrılabilir. 

Uygulama (İletişim)

Tüm halkla ilişkiler sürecinin en önemli yönü, hedef kitlelere bilgi aktarmaya ve/veya onları etkilemeye yönelik olan iletişim aşamasıdır. İletişim, yalnız halkla ilişkilere özgü olmayıp, toplumsal yaşamda insan ilişkilerinin temel öğelerinden biridir. Halkla ilişkilerin bir aşaması olarak iletişimi anlayabilmek için, onu çeşitli boyutlarıyla (mekanik, psikolojik, yorumlayıcı-sembolik ve sistem-etkileşimi) incelemek gerekir.

Basit olarak iletişim, ortak semboller (simgeler) sistemi yoluyla anlamların, duygu, düşünce ve davranışların aktarılma süreci olarak tanımlanır. 

Yazılı ya da sözlü sözcükler, resimler, davranışlar vb. ortak simge ya da sembolleri oluşturur. 

Her iletişim şemasında üç temel öğe bulunur: 

·       Kaynak, 

·       İleti (mesaj) ve 

·       Alıcı. 

Bunlara bir de iletinin aktarıldığı araç ya da kanal eklenir.

1)  Gönderici (Kaynak)

Kaynak, iletişimi başlatan ya da başlatmakla sorumlu, geniş bir kitleye doğrudan ya da radyo veya TV gibi araçlarla gönderen birey ya da kuruluştur.

2)  Mesaj (İleti)

İleti, kaynağın alıcıya aktarmak istediği bilgi, düşünce ve kavramları sembolize eder.

3)  Kanal

Kanal, iletinin potansiyel alıcıya aktarıldığı ortamı ya da gazete, radyo, televizyon ve benzeri araçları anlatır.

4)  Alıcı

Mesajın yöneldiği birey ya da bireylere alıcı denir.

İletişimin başarısı için kaynağın mesajlarını alıcının özelliklerini dikkate alarak, bu özelliklere uygun bir dille (alıcının anlayabileceği) ve uygun araçla (alıcıya ulaşan) aktarması gerekir. Alıcı ile kaynak arasındaki bağın kurulması, her ikisinin bilgi, ilgi ve deneylerinin oluşturduğu deney alanlarının kesişmesini gerektirir. Buna ortak deney alanı denir. Alıcı ile gönderici arasında ortak dil, değerler, amaçlar vb. söz konusu alanı oluşturan öğelerdir.

İletişim sürecinde alıcının iletişime tepkisini, iletiye yanıtını anlatır. Bir bakıma geribildirim iletişimin amacını oluşturur. Geribildirim iletişim sürecinde -tıpkı iletinin alıcıya ulaşmasında olduğu gibi- her zaman kendiliğinden ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle çoğu kez geribildirimin sağlanması kaynağın çabasına bağlıdır.

Halkla ilişkilerde kullanılan araçlar

Özellikle bir tüketici derneği halkla ilişkilerini oluştururken hangi araçları kullanacağına da karar vermeli ve bunları etkin kullanabilmelidir. Bunun için de hangi araç ya da araçların kullanılacağı konunun, ulaşılmak istenen grubun ve aracın özelliklerine bağlı olarak neler yapılacağı bilinmelidir. 

1.     Yazılı ve Basılı Araçlar , 

Yazı ve baskı tekniği kullanılan tüm araçlar bu grupta yer alır. Basılı araçlar büyük kitlelere ulaşmaya olanak sağlaması, maliyetinin değişebilmesi açısından yaygın bir şekilde kullanılabilen araçlardır. Bu araçların kullanılması için halkın okuma-yazma bilmesi ve okuduğunu kavrayacak düzeyde olması gerekir. Ulaşılmak istenen grupta okuma-yazma oranının düşüklüğü söz konusu ise bu araçlardan bazılarının resim ve şekil ağırlıklı olarak kullanılması gerekir. Ayrıca bunların kullanılma teknikleri iyi bilinmelidir.

Gazeteler: Özellikleri ve çalışma düzenleri bilinirse ulusal ve yerel olarak yayınlanan günlük gazeteler halkla ilişkilerde büyük ölçüde yararlanılan araçlardır. Kuruluş ile ilgili yenilik ve olayların haber olarak gazetelerde yer alması veya gazetelerde yayımlanmak üzere yazılar hazırlanması yaygın yararlanma örnekleridir. 

Ancak gazetelerde yer sınırlı olduğundan, yayımlanması istenilen haber ve yazılara yer verilmesi her zaman mümkün olmayabilir. Gazetede yer alacak yazının, gazeteci gözüyle haber niteliği taşıması ve kamuoyunu yakından ilgilendirmesi gerekir. 

Bunun için de gazete sahipleriyle, muhabirlerle, köşe ve fıkra yazarları ile düzenli ve iyi ilişkiler içinde olmak gerekir.

Böylece hem konuların öneminin açıklanması hem de olayların etraflıca anlatılması imkânı doğar.

Özellikle son yıllarda ülkemizde gündemin yoğun olması ve genel yaşam kalitesinden daha çok siyasi ve günlük aktüel olayların daha çok yer alması tüketici konularını ikinci plana doğru itmiştir. Bunda bir diğer faktör ise artık giderek gazeteciler arasında tüketici konusu ile ilgilenen köşe yazarlarının olmayışıdır. 

Bütün bu kısıtlara rağmen bir tüketici derneği sık sık gazeteleri günlük tüketici konularında beslemeli ve buna ilişkin politikalar geliştirmelidir. 

Bir tüketici derneği gazete çıkarabilir. Ancak tüketici derneğinin günlük siyasi ve ticari çıkarlardan bağımsız olma ilkesi ile reklam ve ilan almaması sorumluluğu ihmal edilmemelidir. Bu da beraberinde ekonomik problemler ortaya koymaktadır. 

Dergiler: Kuruluşlar, imkânları elverişli ise dernekler kendi dergisini de çıkarabilirler. Ancak bu, yararlı olmakla birlikte belli bir bilgi ve çok çalışma gerektiren, pahalı bir yoldur. Bu nedenle yeterli maddi olanaklara ve teknik bilgiye sahip olunmadığında yerel veya ulusal dergilerden yararlanma yoluna gidilmelidir.

Broşürler: Aslında çok faydalı ve etkili bir iletişim aracıdır. İlişki kurulmak istenilen kitleye ulaşmakta ve tanıtmada çok yararlı bir araç olan broşürler, genellikle az sayfalı ve bol resimlidir. Renkli olmaları maliyeti yükseltirse de çekiciliği artırır. Bunların en yararlı tarafı içerik, baskı ve dağıtım yönünden kuruluşun kontrolü altında olması ve amaca en iyi hizmet edecek şekilde hazırlanabilmesidir.

Basın Bültenleri: Halkla ilişkiler aracı olarak, ilgili kişilere sürekli bilgi verme imkânı sağlar. Kurum dışı ilişkilerde kullanılan çok sayfalı mektuplar olarak nitelendirilebilir.

Mektuplar: Kişisel ilişkilerde kullanılan yazılı haberleşme araçlarından biri olan mektuplar, ilgililere daha nazik, samimî ve özel olarak hitap etme imkânı verir. Mektuplar kanalı ile kurum bir yenilik veya olayı haber verebileceği gibi, herhangi bir konuda karşı tarafın düşünce ve görüşlerini almak imkânını da sağlayabilir. Ayrıca davet, tebrik, teşekkür ve başsağlığı niteliğindeki mektuplar, halkla ilişkiler açısından büyük yararlar sağlar.

Bu tür mektuplar kurumun ciddiyetini de ortaya koyabilir. Kişiye özgü yazılmış bir mektup özellikle kamuoyu yaratmada ve lobicilikte çok etkindir. 

Afişler (Posterler): Özellikle posta kanalıyla ulaşılamayacak gruplara hitap etme imkânı veren afişler, yazıdan çok resimle ifade edilen mesajların geniş halk kitlelerine duyurulmasını sağlar. 

Afişlerde mesaj en etkili ve en kısa sözlerle, en uygun resim ve çizgilerle ifade edilmelidir. Hiç kimse uzun ifadeler taşıyan bir afişi okumak için durup, zaman kaybetmek istemez. Bu nedenle afişler örneğin sokaktan gelip geçenlerin dikkatini çekecek ama hareketlerini engellemeden anlayabilecekleri biçimde düzenlenmelidir.

Pankartlar: Bunlar vitrin ve ilan tahtalarına konulabilecek küçük boyutlarda duyuru kartlarıdır. Pankartlarda iletilmek istenilen mesaj, kısa ve tam olarak ifade edilmeli, mesajın dikkat çekici ve kolay okunur olması gereklidir.

2. Yayım ve Gör-İşit Araçları

Göze ve kulağa hitap eden, okuma yerine dinleme ve görme yoluyla mesajları ileten halkla ilişkiler araçlarıdır. Radyo, televizyon, film, hoparlör düzeni, slayt, video ve fotoğraf gibi araçlar bu grupta yer alır.

Radyo ve Televizyon Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de zamanı çok sınırlı, çeşitli programlara yer verilen, büyük halk kitlelerine ulaşmayı sağlayan yayın araçlarıdır. Bu sebeple radyo ve televizyonda bir kuruluşun kendinden bahsettirebilmesi çaba göstermeyi gerektirir. Bu araçlardan yararlanmak için zaman satın alınması son derece pahalıdır. Bu durumda bu gibi kuruluşlardan yararlanmak için, yetkililerle temas kurulması ve meslekî haftalarda, önemli olaylar olduğunda, kutlama ve anma törenlerinde yapılan faaliyetler önceden duyurulmalı ve programa alınması için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. 

Her ne kadar tüketici yasasında ilgili madde olsa da radyo ve televizyonlarda tüketicileri bilgilendirici ve eğitici programlar maalesef çok azdır. Sadece haber programlarında kısa olarak geçen temel sorunlar haricinde hali hazırda tüketici bilgilendirme ve eğitim faaliyeti içeren bir yayın bulunmamaktadır. 

 

Tüketici aktivistleri ve halkla ilişkiler

Tüketici dernekleri öncelikle bir sorun çözme ve eğitim kurumlarıdır. Bütün faaliyetlerini üyelerinden aldıkları güçle gerçekleştirirler. Doğal olarak, dernek başkanından üyelere kadar her kişinin bir görevi ve misyonu olmalıdır. 

Bunun için de dernek yönetim kurulu ve çalışanları halkla ilişkilerde önemli bir misyon üstlenmektedirler. Bunun için kurum çalışanları hem kendi aralarındaki ilişkilerde hem de dış kamu ile olan ilişkilerde halkla ilişkilere ve temel iletişim ilkelerine dikkat etmelidirler. 

Halkla ilişkilerin temelinde, iyi insan ilişkileri yatar.

İyi insan ilişkileri kurumdaki çalışan, gönüllüler ve dış kamu arasında iletişim, haberleşme ve bilgi akışının sağlanması anlamını taşımaktadır. 

STK’lar bu konuda diğer kurumlardan faklı özellikler göstermektedir. Her şeyden önce bir tüketici derneğinin temel amacı; tüketicilere yardımcı olmak tüketici bilgilendirme, bilinçlendirme ve korunmasını gerçekleştirmektir. 

Burada amaç tektir. Bu açıdan Bir tüketici derneğinde misyon ve vizyonun çok net bir şekilde ortaya konması amaçların belirlenmesi, ilkelerin olması önemlidir. Tüketici Çalışmaların niçin, nasıl, hangi amaçla yapıldığı bütün üyeler, çalışanlar ve yönetim tarafından iyice anlaşılmalıdır. 

Bir tüketici derneğinin varlığını sürdürebilmesi, faaliyetlerinin verimli olmasına da bağlıdır. Bunun için de faaliyetleri kamu ile paylaşma ve bunda da bu paylaşmayı sağlayan aktörler önemlidir. Yani bir tüketici derneği sadece genel olarak halkı değil aynı zamanda politikacıları, iş dünyasını, kamu otoritelerini de etkilemelidir.

Bunun içinde tüketici derneği aktivistlerinin iletişimlerinin iyi olması, temel iletişim tekniklerini bilmeleri halkla ilişkiler faaliyetlerinin verimli olmasında önemlidir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüketici derneği çalışanları iletişim ve halkla ilişkiler

İletişim lüteratürde en yalın biçimiyle ‘kaynaktan alıcıya giden iletiler bütünü’ olarak tanımlanmaktadır. Gerçekte bakıldığında tanımın çok basit olduğu görülmektedir. Oysa uygulamada bu konu oldukça karmaşık ve detaylı incelemelere tabidir. 

İletişim Alanları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Profesyonel (Çalışma) ve günlük hayatta kişinin, 

•       Davranışları

•       Konuşmaları

•       Kendini değerlendirme biçimi

•       Başkalarının kişiyi değerlendirme biçimi

•       Temel karakter özellikleri

İlişki ve değerini ortaya koyar

Genç, tecrübesiz olma, yaşlı olma, kilolu ya da zayıf olma, farklı bölge ve kültürlerden gelme; kişiye anlayışlı davranılmasını sağlamayacak, diğerlerinden farklı davranılmayacak, toplumsal davranış kurallarını bildiği varsayılacaktır ve kişi nasılsa öyle davranılacak ve dönütler de öyle olacaktır.

Kişi hangi işi yaparsa yapsın günlük hayatta diğer insanlara bağımlı olup, İnsanlarla nasıl çalışılacağını, onlara karşı nasıl davranması gerektiğini bilmesi gerekmektedir. 

İlişki ve iletişimin yoğun olduğu, tüm faaliyetlerin temelinin halkla ilişkiler ve iletişim olan Tüketici derneklerinde bu durum daha da önemlidir. 

Doğal olarak bir tüketici derneği çalışanının aynı zamanda aktif bir lobici olduğu varsayımından hareketle, sahip olması gereken bazı temel özelliklerinin olması/kazanması gereklidir. 

Bunlar da en yalın şekli ile; 

•       Belli bir duruşunun, karizmasının olması,

•       Doğru bir imaj yaratması ve 

•       Belli başlı nezaket ve protokol kuralları ile

•       Standart iletişim kurallarını bilmesidir.

Bir toplantıda iş ortamında, arkadaş ortamında ya da kalabalıkların olduğu herhangi bir yerde konuşan bazı insanlar hemen fark edilirler. Bazen de bazı insanlarla karşılaştığınızda sizi herhangi bir yönü etkiler ancak siz bunu anlayamazsınız bile...

Bu tür kişiler konuşurken diğer insanları cezbedici, büyüleyici özellikleri ortaya çıkar. 

Beden dilleri farklıdır. Ne iş yaptığı, kariyeri, kaç parası olduğu konularında hiçbir fikriniz yoktur. Buna rağmen etkilenirsiniz. 

İşte bu özellik onların karizmasından gelmektedir. 

Karizma, bir çeşit çekim gücüdür. İletişim biçimidir. Otomatik olarak saygı ve hayranlık uyandırırlar. 

Bir tüketici aktivistinin karşıdaki kişide bir şekilde etki uyandırması önemlidir. 

Karizma ya da karizmatik olma gerçekte anlık olabildiği gibi etkisi uzun zamana da yansıyabilir. Gerçekte bir insanla karşılaşıldığında ondan etkilenme ya da etkilemenin toplam süresi 4-10 saniye arasında değişmektedir. Bunda da karizmatik vücut dili ve olumlu imaj etkili olmaktadır. 

 

 

İmaj; 

İnsanlar üzerinde bıraktığımız izlenim ve onların algılayış biçimleridir

·       İnsanın ambalajıdır.

•       Beden dili, 

•       Ses tonu, 

•       Söz (kullanılan sözcükler)

•        Alışkanlıklar ve 

•       Davranışlarla oluşur.

Karizma anlık olup, etkisi devam eder ya da sönebilir. Ancak imaj sizin insanlar üzerinde uzun sürede bıraktığınız izlenim, intiba ve sizi anlama görme biçimlerinin toplamıdır. 

Üç tür imaj vardır;

Kendimi Nasıl Görüyorum? (öz imaj) :

•     Nasıl Görünüyorum, 

•     Nasıl Konuşuyorum,

•     Nasıl Davranıyorum

Başkaları Beni Nasıl Görüyor? (Algılanan imaj)

•     Başkaları sizi nasıl görüyor

•     Başkalarının kafasındaki siz

•     Siz nasıl görüyorsunuz- karşıdaki nasıl

•     Gerçekler ve algılar

•     Kendimizi görsel ve sözel olarak nasıl ifade etmeliyiz

•     Bizi nasıl algılamalılar

•     Kendimizi nasıl yansıtmalıyız

Ben Kendimi Nasıl Görmek/göstermek  İstiyorum?  (ideal imaj)

•       Olmasını istediğimiz İmajımız (Arzu Edilen İmaj)

•       İdeal, güzel, değerli yönlerin sunulma sanatı.

 

Doğru iletişim-karizma-İmaj için

•       Vücut dili (hal, hareket, tavır)

Giyim, kuşam

Oturma 

Ayakta durma

El kol hareketleri 

Hareket tarzı 

Yürüyüş

Bakış

Yüz ifadeleri

•       Konuşma (Söz)

•       Ses tonu 

gibi ögeleri doğru kullanma ön plana çıkacaktır. 

Buna ilave olarak; 

·       Ortamı kullanış biçimi 

·       Çatışma çözme becerisi

·       Öfke kontrolü 

·       Stres yönetimi 

de yine bir aktivist için olması gereken temel iletişim özellikleri olacaktır. 

Bütün bunların sonucunda;

Bir tüketici derneği aktivistinin; Görünümü, kişiliği ve güvenilirliği etkinliğinin anahtarı olacaktır. 

Bütün bunların dışında kişinin iletişimini temel karakter özellikleri de etkileyecektir. Bunlar kişinin benliği-çocuk, anne baba, yetişkin öğretmen benliği-, hayata bakış açısı –iyimser, kötümser, gerçekçi- hayatı algılaması ve temel kompleks düzeyi, temel kişilik özelliği-içe dönük, dışa dönük- olması da iletişim de etkili olacaktır.

Bir tüketici aktivisti;

·       Kendini tanır, imajını sürekli olarak yukarı çeker, kendini değil kurumu temsil ettiğini bilir.

·       Çevrede bulunan diğer insanları tanır, onlara karşı, adil, tarafsız ve dürüst olur

·       Kişiler arasında ayrımcılık yapmaz, her zaman hoşgörüyü ön plana alır

·       Herkese olumlu tavır sergiler, huysuzluk etmez, çaresiz davranmaz,

·       Motivasyonu tamdır. 

·       Yaptığı işe kendini adamıştır-gönüllüdür, yaptığı işi sever,

·       Hümanisttir.

·       İnsan ilişkilerini oluşturan temeller- Empati, Saygı, Saydamlık – konusunda hassastır

·       Dürüsttür, terbiyelidir, tutarlıdır

·       Çözüm odaklıdır

·       Özgüveni yüksektir

·       Yol gösterici ve liderlik özelliği vardır