Tüm Faaliyetler / 1. GİRİŞ - Sivil toplum kurumları

1. GİRİŞ - Sivil toplum kurumları

 

SİVİL TOPLUM (STK –NGO) ve TÜKETİCİ KORUNMASINDAKİ ROLLERİ

 

1.   Giriş

Sivil Toplum Kurumları (STK) demokrasinin kurulması sonucu ortaya çıkan, sağlık, aile planlaması, çevre ve sivil formal eğitim, genel hak ve sorumluluklar, insan hakları, hasta hakları ve tüketici hakları gibi konularda ortaya çıkmış ve çeşitli düzenlemeler gerçekleştirmişlerdir. Zaman zaman da toplumda meydana gelen belirli konularda birlikte hareket etme (SMA’ lı Hastaları Koruma Derneği gib), haksızlık ya da ihlaller sonucu birlikte hareket etmek üzere de (Hayvan haklarını Koruma Derneği, Tüketici Koruma Dayanışma Derneği gibi) kurulabilmektedirler.

STK, hükümet dışı organizasyonlar anlamına gelmektedir. Kâr amacı gütmeyen bir organizasyon STK olarak tanımlanabilir. Sivil toplum kuruluşlarının temel amacı sosyal etkinlik yapmaktır.  Bu kurumlarının sahip oldukları fonun kaynağı kamu ya da özel kaynaklar olabilir. Genelde STK’lar bağış yoluyla fon elde eden özel gönüllü kuruluşlardır. 

Gönüllü ve kendiliğinden örgütlenmiş olan sivil toplum, devletten özerk bir şekilde var olan sosyal yaşam alanı olarak tanımlanmaktadır. Bunun için de istenen siyasi ve ticari kurumlardan mümkün olduğunca bağımsız hareket edebilmelidir.

Ancak buradaki sorun, zaman zaman ticari işletmelerin, bazen de kamunun çeşitli nedenlerle bu kurumları kontrol etme çabası olmakta ve aktivasyonunu ortadan kaldırmaya çalışmaktadır.

-Sivil toplum “devletin dışında, devlet tarafından planlanıp kurulmamış, devlet denetiminde olmayan toplumu veya toplumları” 

-Devletin vesayeti altında olmayan, özgür birliklerin bulunduğu eylemlerini kontrol eden kurumlardır.

-Kendi rızaları ile bir araya gelmiş vatandaşların devlet ya da merkezi bir ulusal gücün müdahalesinden bağımsız hareket etmelerini ifade eder 

-Demokrasinin gelişmesine katkıda bulunan, kâr amacı gütmeyen, devletten ayrı hareket edebilen, siyasal iradeyi ve yönetimi kamuoyu oluşturmak suretiyle etkileyebilen bir örgütlenme türüdür.

Bu tanımlar ışığında sivil toplum, kendi rızalarıyla bir araya gelen bireylerin merkeze bağımlı olmadan, karar alma sürecini etkileme amacında olan ve bu rolüyle demokrasiye katkıda bulunan bir örgütlenme türü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özellikle burada dikkati çeken bir nokta sivil toplumun varlığını koruması ve devam ettirebilmesi, ancak demokratik ortamlarda olabilecek bir durumdur. 

Gelişmiş ülkelerde demokrasideki iyileştirmelerde, gelişmekte olan ülkelerde ise Otokratik rejimlere karşı önemli bir araç haline gelmiştir. Yaşanabilir ve sürdürülebilir bir demokrasi ancak sivil inisiyatifin yaşaması ile mümkündür. 

STK’ların kendi varlıklarını koruması, güçlerini geliştirmesi, amaçlarını gereği gibi gerçekleştirebilmesi ancak demokratik yönetimlerde gerçekleşebilmektedir. Bu noktada STK’lar demokratik hukuk devlet düzeni içinde bireylerin sadece “denetleme” ile yetinmeyip çeşitli alanlarda örgütlenerek hukuk devleti düzenini sağlamasına yardımcı olmaktadır.

Bu tür kurumların amacı, yoksulluğu azaltmak, istihdamı artırmak, okur yazarlık, aile planlaması, nüfus, çevrenin korunması ve yaygın eğitim, kadın hakları, çocuk hakları, tüketici hakları, genel haklar konusunda kamu yararına çalışmalar yapmaktır. 

Tüketici hak ve sorumlulukları ile ilgilenen STK’lar yaşamın önemli parçalarından biridir. Toplumda demokrasinin oturması, STK’lar için bir fırsat sağlaması ile Türkiye’de de STK’ların demokrasi ile yakından ilgili olduğu söylenebilir. 

Günümüzde STK’lar günlük yaşamda çeşitli alanlarda önemli roller üstlenmişlerdir. Genelde gelişmekte olan ülkelerde, özelde de Türkiye’de vatandaş örgütlenmeleri uzun bir geçmişe sahiptir. Birçok ülkede çok farklı isimler almışlardır. 

Bazen bazı ülkelerde hükümetler bazı düzenlemelerle sosyal grupları kontrol altına almaya çalışmışlardır. 

1980l’erden sonra gelişmekte olan ülkelerde demokratikleşme süreci başlamıştır. Demokrasi sürecinin yerleşmesi ile, insanlar, daha fazla özgürlük söylevleri ve özgürlük organizasyonlarına girmişlerdir. Böylece insanlar kadın hakları, çocuk hakları ve diğer dezavantajlı grupların hakları, çevrenin korunması, sağlık hizmetlerine erişim hakları gibi konularda sivil toplumlar oluşturmuşlardır.   

Eğitim alanında özellikle cehaletin ortadan kaldırılması sivil inisiyatifin önceliği olmuştur. Bu amaçla, kadınların güçlendirilmesi, fonksiyonel okuryazarlık, sivil okuryazarlığı, dezavantajlı, kırılgan grupların korunması, eğitimi vb. konularda öncelikli olarak çalışmışlardır. 

Bunlara paralel olarak serbest piyasa ve küreselleşme fikri de gün geçtikçe güçlenmeye başlamıştır. Bu süreç özel sektörün güçlenmesine yardımcı olmuştur. 

Planlı ve merkezi kontrollü ekonominin ortadan kalkması ile serbest piyasa ekonomisi daha da güçlenmiştir. Ancak özel sektör işletmeleri kâr amaçlı çalıştıklarından, çevreye ve insanların sağlık ve refahına önem vermeden, bunların maliyetini hesaplamadan kara odaklanmaktadırlar. Bunun sonucunda da özel girişimin bu aşırı kara dayalı amaçları ile çevre maliyetleri üzerine odaklanarak tüketici hakları ilgileri konusunda sesleri çıkmaya başlamıştır. 

Bu noktada demokratik toplumlarda ekonomiye etki eden üç ana oyuncu bulunmaktadır. 

·       Hükümet

·       Kâr amaçlı özel sektör-iş dünyası

·       Sivil toplum, kar paylaştırma amacı gütmeyen ve kamu yararına çalışan vakıflar ve dernekler gibi gönüllü kuruluşlar 

o   “Üçüncü sektör”, 

o   “Bağımsız sektör” veya

o   “Vatandaşlar sektörü” de denmektedir. 

Bu ayrıma göre üçüncü sektörü örgütlemeyen demokrasilerde vatandaş birinci ya da ikinci sektörün egemenliği altındadır ve demokratik gelişme bu sektörün bağımsız bir sektör olarak gelişmesine bağlıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Aşağıda verilen kurumlar birbirini etkilemektedir. 

 

 

Demokratik toplum Oyuncuları (Tüketici alanları)

 

Hükümet, genelde güç odaklıdır. Güç ve kontrol odaklıdır. 

İş sektörü, kâr odaklı olup kârını artırmak ister.  

Böyle bir durumda sivil toplum, hükümet ve iş sektörüne halkın menfaat ve çıkarlarını korumak amacıyla baskı unsuruoluştururlar. 

Sivil toplum, eğitimsel kurumlar, kâr amacı gütmeyen hükümet dışı kurumlardır. Sivil toplum ne kadar çok yaygınlaşırsa hükümet uygulamaları daha fazla demokratik ve halkın refahına yönelik olacaktır. 

Aynı şekilde de iş dünyası daha sorumlu ve hassas davranacaktır. Bu nedenle STK’lar- hükümet dışı kurumlar, demokratik toplumun ayrılmaz bir parçasıdır. 

Sivil toplumun temel misyonu; toplumun örselenmiş ve zayıf kesimini güçlendirmek, kapasitesini artırmak, organize etmek, böylece haklarını savunabilecek hale getirmek ve yaşam kalitesini ve düzeyini artırmaktır. Özellikle de hükümetin dikkatinden kaçan ve ilgilenmediği gruplara ulaşmak gerekliliği üzerinde durmaktadırlar. STK’ların amacı hükümetin yerine, onun yedeği gibi bir işlev göstermek değil, ama bu alanlara dikkat çekmektir. 

 

 

 

 

2. Sivil Toplum Kurumları Tipleri ve Gelişmeleri

 

Dünya bankası verilerine göre dört tür Sivil Toplum Kurumu vardır. 

 

STK tipleri

Özellikleri

 

1. Hayırsever STK’lar

Hizmet odaklı

2. Katılımcı STK’lar ve sınıf organizasyonu 

Güçlendirme STK’ları

3. Topluluk temelli STK’lar 

Toplumsal gelişim odaklı STK’lar

4. Uluslararası STK’lar 

Birden fazla ülkede kurulmuş olan STK’lar.

 

Sivil Toplum Kurumlarının Gelişim Evreleri

Gelişmekte olan ülkelerde STK’ların gelişim aşamaları;

1 Evre: Çoğu STK ilk olarak bazı doğal afet, toprak kayması, sel deprem, yaygın hastalıklar nedeniyle organize olmuşlardır.

2. Evre: Daha sonra nispeten, sağlığın korunması, kadınlar için tasarruf ve kredi, dil gelişim vb.

3. Evre: Yavaş yavaş marjinal grupları güçlendirmek, toplumda gücü elinde tutan güç odaklarına karşı hak temelli lobiciliği ele almak ve uluslararası dayanışmayı geliştirmek.

 

3. Tüketici Sorunlarının Çözümünde Sivil Toplum Kurumlarının Rolü

 Yaşamın evriminde insan ırkı bu dünyada en etkin yaratık olarak ortaya çıkmıştır. Herhangi bir medeniyet bir kurulum alanı vererek her şey için bir yer verir. Zamanla insan kendi konforunu sağlamak için mal üretmiştir. İnsan elinin değdiği her sektör büyük bir gelişme göstermiştir. Günümüzde insan yaşamını her geçen gün daha fazla üretim yaratarak rahat ve konforlu hale getirmiştir. 

Sivil toplum ve dayanışma hareketleri, daha önce doğa temelli, bir kişinin tek başına çözemeyeceği bir sorunu çözmeye yönelik olarak, günümüzde ise talep temellidir. Nüfus patlaması üretimde daha fazla baskı yaratmıştır. Sonuç olarak bütün sistem para ve tüketiciliğin tartışmasından etkilenmiştir. Bu üretim toplumun ihtiyaç ve taleplerini karşılamaktadır. Bütün bunların sonucunda tüketicilik ve tüketiciyi koruma yasaları temel olmaya başlamıştır. Bu yasaları uygulamak hükümetin ve STK’ların birlikte görevleridir.  

Mal ve hizmetlerin nihai kullanıcısı olarak genel kamuoyunun etkisi ile işletmeler mallarını üretir ve satarlar. Tüketiciler bir organizasyon olarak göz önüne alınabilir etkisi ile bu işletmelere etki ederler. Özellikle, kaliteli, etik değerlere uygun üretilen, iyi fiyatlı ve güvenli mallara olan talep daha yüksek olmakta ve tüketicilik kamuoyunun isteklerine göre mal ve hizmetlerin üretimini sağlar ve faaliyetlerini yerine getirir.  Üretimlerinde, çevresel etkileri göz önüne alır, yeşil tüketim, çevreci mallar ve hizmetleri ön plana alır. 

Tüketicilik (Consumerizm); satıcılarla ilişkilerinde satın alanların gücü ve haklarını güçlendirmek için hükümet ve vatandaşların organize hareketleridir

Bu ideoloji ve kavram iş literatürüne girmiş ve kalıcı olmuştur. Tüketici adil olmayan ticaret uygulamaları nedeniyle, birçok tehlikeli fiziksel ve çevresel tehlikeye maruz kalmaktadır. Bu durumda kusurlu elektrikli aletler gibi ciddi fiziksel yaralanmalara neden olan güvensiz ürünlere karşı korunmaya ihtiyacı vardır. Ayrıca satıcıların aldatıcı ve yanıltıcı uygulamalarına karşı da korunmalıdır.  Doğal olarak iş adamlarının yanlış uygulamalarına karşı yeterli hak ve uygulamaları olmalıdır. Yine hava, su ve çevre kirliliği, gürültü kirliliği konusunda etkili önlemler almaya karşı da ihtiyacı bulunmaktadır. 

Tüketicilik batı dünyasının en güçlü ağı ve uluslararası bir fenomendir. İnsanların ihtiyaçlarından fazla mal satın alma ve tüketme eğilimleri insanlık kadar eskidir. Tüketiciliğe dönüş sanayi devriminden önce gelmiştir. 19. Yüzyılda kapitalist gelişimler ve endüstri devrimi başta sermaye malları sektörü ve sanayi altyapısının üzerinde durmuştur. Daha önceleri kaynakların kıtlığı üzerine olan norm, sanayi devrimi ile alışılmadık bir durum ortaya çıkmıştır. Tarihte ilk zamanlarda ürünler alışılmamış ölçülerde elde edilmeye başlanmış ve düşük fiyatlı olmuş ve herkes her türlü mala kolayca ulaşabilmiştir. Böylece Hızlı tüketim dönemi başlamıştır. Burada tüketicilik kullanılmıştır. İş dünyası varlıklı tüketicilerin pazarlamanın en çekici hedefi olduğunun farkına varmışlardır. Üst sınıfın tüketimi, zevk ve tercihleri bütün tüketiciler için bir standart haline gelmiştir. Çok varlıklı olmayan tüketiciler yeni bir şey aldıklarında refah geleneği içindeki yerini konuşacak bir şey satın alabilirsiniz. Ortalama bir tüketici sosyal durumunu iyileştirmek için de pahalı bir ürünü satın alabilmektedir. 

 

4. Tüketici Hakları

Tüketicilerin korunmasına yönelik uygulamalar ve haklar sadece yaşadığımız döneme has değildir. Hammurabi Kanunlarından bugüne uygulanagelmektedir. Avrupa’da tüketiciyi korumaya yönelik uygulamalar 15. ve 16. yüzyılda görülmeye başlar. Benzer uygulamaların Osmanlı döneminde Ahilik ve Lonca sisteminde yapıldığı da bilinmektedir.

Tarihin ilk çağlarında insanlar ürettikleri mal ve hizmetleri mübadele etmek suretiyle kendi ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Daha sonra yaygın bir vasıta olarak paranın kullanılmaya başlamasıyla bu değişim ve trampa süreci tamamlanmış, nihayet tüketicilerin ihtiyaç ve tercihlerine, üreticilerin de piyasaya sunduğu mal ve hizmetlerin fiyat ve kalitesine dayanan Pazar ekonomisine ulaşılmıştır.

Çağımızda bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile sanayileşme insan yaşamını kolaylaştırdığı gibi toplumsal ihtiyaçların ve sorunların çok boyutlu ve kapsamlı bir duruma ulaşmasına sebep olmuştur.

Günümüzde tüketici sorunlarının çok boyutlu ve kapsamlı olduğu bir gerçektir. Bu sorunların nitelik ve nicelik olarak boyutları bir ülkenin sanayileşme ve teknolojisine, yatırım, üretim, tüketim, dağıtım, fiyat, ihracat ve ithalat gibi ekonomik politikalarına; istihdam ve ücret, eğitim, sağlık, kültür gibi sosyal politikalar ile o ülkenin siyasal politikalarına, toplumsal ve demokratik gelişmişlik düzeyine bağlı olarak değişiklik gösterir.

Son yıllardaki teknolojik ve sosyal gelişmeler piyasaya sürülen mal ve hizmetlerin çeşitliliğini şaşırtıcı bir şekilde arttırmıştır. Tüketici, kendisine sunulan bu çok çeşitli mal ve hizmetler arasından kendisi için en uygun olanı seçmektedir. Sayısı her geçen gün artan aldatıcı reklamlar ve kendilerine sunulan bilgilerin yetersizliği nedeni ile güç durumunda kalmaktadır. Çoğu kez güvensiz bir tüketim ürünü kullanmaktan dolayı sağlıkları ve yaşamları tehlikeye girmektedir.

Günümüz ekonomik koşullarında, tüketiciler daha bilinçli satın alma kararlarına daha yüksek düzeyde tatmine yönlendirmektedirler. Tüketicilerin değişen yaşam biçimlerinden kaynaklanan farklı düzeyde beklentileri vardır. Tüketicinin korunması olarak nitelendirilen hareketlerin amacı, tüketicilerin diğer pazar güçleri karşısında konumlarının güçlendirilmesidir.

Bu gereksinim ve sorunlar; tüketim, tüketici ve tüketici hakları kavramını ortaya çıkarmıştır. Ekonomik ve örgütsel yönden güçsüz olan, dolayısıyla da en çok mağdur edilen grup olan tüketiciler tarafından geliştirilen tüketici hareketi, önce çeşitli ülkelerde dağınık bir şekilde başlamıştır. Bu hareketin geçmişi çok eski çağlara uzansa da, “Tüketicinin Korunması” ismi ile ortaya çıkışı, 1900’lü yılların başına rastlar. Tüketici hareketinin en yoğun olarak geliştiği ülke olan ABD’de ise 1960’lı yıllardan itibaren hız kazanmıştır.

Tüketici hakları ilk olarak, John F. Kennedy tarafından Amerikan Kongresine 15 Mart 1962 tarihinde sunulan bir mesajda ortaya konulmuştur. Bu mesaj, tüketiciler lehine hükümetin faaliyet ve kanunların temellerinin oluşmasına yol açmıştır. Ayrıca toplumda çalışma hayatında, okullarda, dini ve diğer kurumlarda yeni bir dönemin başlamasını sağlamıştır. Kennedy’nin günümüzde de tüketici haklarına başlangıç teşkil eden 4 tüketici hakları; güvenlik hakkı, bilgilendirme hakkı, seçme hakkı ve sesini duyurma hakkıdır. Burada öncelikle bu haklar ve bunu takip eden gelişmeler ele alınarak kısaca açıklanacaktır.

Güvenlik hakkı; Bütün tüketiciler, zararlı mal ve hizmetlerin satışı ve değerlendirilmesi tehlikesinden korunma hakkına sahiptir. Tüketiciler kendi güvenlikleri bakımından ürünleri doğru bir şekilde kullanmak, depolamak ve çöpleri doğru atmak gibi hususlardan ve ürünle ilgili bir emniyet sorunu oluştuğunda bu sorunu ilgili yerlere rapor etme sorumlulukları vardır.

Bilgilendirme hakkı; Tüketiciler mal ve hizmetler hakkında yanlış veya yanıltıcı olan bilgilere karşı korunma ve doğru bilgilere sahip olma hakkına sahiptir. Bir mal veya hizmet hakkında tüketicinin bilmek isteyeceği bilgi, satın alacakları şeye ve onu ne için kullanmayı planladıklarına bağlıdır. Basın yayın organlarındaki reklamlar, ürünlerin etiketleri, garantiler ve ürünler hakkındaki yazılan makaleler tüketicilerin bilgi kaynaklarıdır. Bu kaynaklar doğru bilgilendirme yapmak durumundadırlar.

Seçme hakkı; Tüketiciler kullanmak istedikleri mal ve hizmetleri seçme hakkına sahiptir. Serbest seçim yapılabilmesi için tüketicilere birbirleriyle rekabet eden fiyatlarda ve çeşitlilikte mal ve hizmetlerin sunulması gerekir. Aksi halde bir mal veya hizmet bir firma tarafından tüketiciye sunulursa o mal veya hizmet üzerinde bir tekel oluşumu söz konusu olur bu da tüketicinin seçme özgürlüğünü ortadan kaldırır.

Sesini duyurabilme hakkı; Mal veya hizmet tüketici açısında tatmin edici değilse, tüketici memnuniyetsizliğini dile getirme hakkına sahiptir. Tüketiciler, kanuni endişelerinin dinleneceğine ve gereken tedbirlerin alınacağına emin olmalıdırlar. Bütün tüketiciler beğendikleri veya beğenmedikleri hususları üretici ve satıcılara beyan etme hak ve sorumluluğuna sahiptir.

J. F. Kennedy tarafından belirlenen bu haklara bir yenisi daha ilave edilmiştir. Bu da; tüketicilerin tatminsizliğini belirtme, şikayetlerini dile getirme hakkıdır. 1975 yılında Başkan Ford, Tüketicinin eğitim hakkı olması gerektiğini belirtmiştir.

Avrupa Topluluğu Bakanlar Konseyi’nce ilk defa 1975 yılı Nisan ayında “Tüketici Enformasyon ve Koruma Programı” çerçevesinde tüketicinin beş hakkı belirlenmiş ve kabul edilmiştir. Bu programda tüketici hakları:

·      Sağlık ve can güvenliğinin korunması hakkı,

·      Ekonomik çıkarlarının korunması hakkı,

·      Tazmin edilme hakkı,

·      Bilgilendirme ve eğitim hakkı,

·      Temsil edilme hakkı,

Olarak belirlenmiştir.

                  1975 yılını takip eden dönemde AT Konseyince 19.5.1981 tarihinde kabul edilen “2. Tüketiciyi Koruma Programı” ve 23.6.1986 tarihinde kabul edilerek daha sonra yürürlüğe giren “Tüketiciyi Koruma Politikasına Yeni Hız Kazandırma Programı” çerçevesinde tüketici hakları yeniden gözden geçirilerek evrensel kabul görmüştür. Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü tarafından ilan edilen ve aşağıda sıralanan 8 hakka ulaşılmıştır.

1.     Güvenlik hakkı,

2.     Bilgilendirme hakkı,

3.     Eğitilme hakkı,

4.     Seçme hakkı,

5.     Tazmin edilme hakkı,

6.     Sesini duyurma ve temsil edilme hakkı,

7.     Temel ihtiyaçların giderilmesi hakkı,

8.     Sağlıklı bir çevreye sahip olma hakkı.

 

 

 

 

 

 

4.1. Tüketicinin Sağlık ve Güvenliğinin Korunması Hakkı

Tüketici satın aldığı mal ve hizmetlerle ilgili olarak çeşitli tehlikelere maruz bulunmaktadır. Bu tehlikeler tüketicinin sağlığını etkileyebildiği kadar, hayatını da kaybetmesine neden olmaktadır. Özellikle çağımızdaki teknolojik gelişmeler, çok değişik ve çeşitli mamuller bazı riskleri de beraberinde getirmiştir. Önceden hazırlanmış yiyecek maddeleri elektrikli ev aletleri gibi mallarda gerek kullanım, gerekse kullanım öncesi ve sonrası çeşitli muhtemel tehlikelerin önlenmesinin yetkililerden istenmesi, temel hakların başında gelmektedir.

Tüketici hakları içinde sağlık ve can güvenliği ile ilgili hakların özel bir anlamı vardır. 19. ve 20. yüzyılda bilim ve teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler çerçevesinde artan üretim ve çeşitlenen ürünler insan yaşamını kolaylaştırırken kullanıma uygun olmayan ürünlere karşı korunmayı ve tüketici güvenliğinin sağlanmasını zorunlu hale getirmiştir.

Tüketiciye sunulan mal ve hizmetler, tüketicinin yaşamını ve sağlığını normal koşullar altında tehlikeye düşürmeyecek derecede güvenli ve kaliteli olmalıdır. Güvenli ürünler; dizayn, bileşim, uygulama, işleme, paketleme, parçaları bir araya getirme, bakımını yapma ve elden çıkarma ile kullanım talimatları veya özelliklerine ilişkin diğer konularla ilgili olarak bireylerin güvenlikleri ve sağlıkları açısından, doğrudan ya da dolaylı bir biçimde kabul edilmeyen riskler arz etmeyen ürünlerdir.

Mal ve hizmetlerin güvenli ve kaliteli olmalarının sağlanamadığı hallerde, tüketiciler güvenli olmayan bir ürünün kendisini zehirlemesi, sakatlaması, yaralaması hatta öldürmesi tehlikesi ile karşı karşıyadır. Tüketim ürünlerinin taşıdığı risklere karşı tüketici sağlığına bir zarar gelmemesini sağlayıcı önlemleri almaya yönelik sorumluluk ve denetleme faaliyetleri, tüketici güvenliğini oluşturmaktadır.

Güvenlik ve düşük performans ile ilgili şikâyetler sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bazı durumlarda, buna tüketicilerin kullanım hataları da neden olmaktadır. Tüketici, kullanımı ve tüketimi tehlikeli mal ve hizmetlerden dolayı hiçbir kuşkuya meydan verilmeyecek şekilde aydınlatılmalıdır.

Tüketicilerin, özellikle doğrudan sağlıkları ile ilgili olumsuz gelişmelere karşı güvenlik altına alınması gerekmektedir. Tüketicinin korunması yolunda yapılacak her türlü faaliyetlerin ilk hareket noktası, sağlık ve can güvenliği olmalıdır.

Tüketicilere sağlanan mal ve hizmetler normal ve öngörülebilir şartlar altında tüketicilerin sağlık ve güvenliklerine yönelik herhangi bir tehlike arz etmemelidir. Tehlike oluşturabilecek risklerden tüketiciler gereğince haberdar edilmelidir.

İmalatçılar ve hizmet arz edenler tarafından arz olunan kusurlu mal ve hizmetlerin sebep olduğu fiziksel zararların sonuçlarına karşın tüketici korunmalıdır.

Gıda maddelerine eklenen ya da gıda maddelerinin bir parçasını oluşturan madde ve müstahzarlar açık ve spesifik listeler hazırlanmak suretiyle tanımlanmalı ve kullanımları düzenlenmelidir.

Doğrudan doğruya ve kullanımları dolayısıyla tüketicilerin sağlık ve güvenliğine zarar verebilecek olan makineler, tesisat ve elektrikli, elektronik teçhizat ve mal türleri özel kurallara ve kullanımlarının güvenli olduğunu temin eden, kamu otoritelerince tanınan ve tasdik olunan bir usule tabii olmalıdır.

Tüketicinin sağlığının korunması açısından özel önem taşıyan alanlar şunlardır:

 

4.2. Bilgilendirilme Hakkı

Tüketicinin mal ve hizmetleri satın almadan önce, rasyonel bir seçim yapabilmesi için malların fiyatları, kaliteleri, vasıfları vs. hakkında, malları temin ettikten sonra kullanım talimatı vs. gibi araçlarla sağlık ve güvenliğinin korunması ve amaca uygun tüketimin gerçekleştirilmesi, mal ve hizmetlerin ayıplı veya önceden mutabakata varılan veya satıcısınca açıklanan öncelik ve vasıflarına sahip olmaması halinde, tüketicinin başvurabileceği merciler ile yasal prosedür hakkında bilgilendirilmesi, yanıltıcı bilgilendirmenin önlenmesi, tüketicinin bilgilendirilme hakkı çerçevesinde ele alınmaktadır.

Tüketicilerin satın alacağı mal ve hizmetler ile bu mal ve hizmetleri üreten, satan firmalara ait bilgilerin doğru, tutarlı ve eksiksiz olarak tüketiciye sunulmasına bilgilendirilme denilmektedir. Tüketicinin bilgilendirilmesi de temel tüketici haklarından birini oluşturmaktadır.

Bilgi edinme hakkı, görsel, yazılı ve sözlü medyada yapılan tanıtımlarda ürün, hizmet ve firmalar hakkında doğru, tutarlı, yeterli, eksiksiz ve zamanlı bilgilerin verilmesini kapsar. Tüketicinin bilgilendirilmesi çift yönlü işleyen bir sistem olup, tüketiciden firma ve örgütlere gelecek bilgileri de içerir.

Günümüzde tüketicinin bilgilendirilmesi ve eğitilmesi hakkını ortaya çıkaran etmenler şu şekilde sıralanabilir.

·       Pazarda ürün, marka ve modellerin çeşitlenmesi ve buna bağlı olarak tüketicinin bilgi ve deneyimlerinin hızla demode olması,

·       Teknik özellikli ürünlerin artışı yanında, ürün özelliklerinin çok hızlı değişmesi,

·       Tüketicinin sosyo-ekonomik düzeyinin yükselmesi, beklentilerinin artması, zamanının gittikçe değerlenmesi,

·       İthalatın serbestleşmesi sonucu yerli ve ithal ürünler arasındaki farklılıkların ortaya çıkması,

·       Firmaların pazarlama uygulamaları (kalitesiz ve güvenilir olmayan ürünler, aldatıcı/yanıltıcı reklamlar, yetersiz servis olanakları, tüketiciye karşı ilgisizlik gibi).

 

Tüketiciyi bilgilendirmenin temel amaçları:

Mal ve hizmet üretimi günümüzde giderek yüz binleri aşan çeşit ve sayıya ulaşmış, bazı mal ve hizmetler giderek karmaşıklaşmış olduğundan tüketicilerin tüm bu gelişmeleri, yenilikleri ve çeşitleri izleyebilme imkanları fiilen ortadan kalkmıştır. Bu nedenle tüketicilerin güven duyma, serbestçe seçme, tazmin edilme vb. haklarını kullanabilmeleri doğru ve tam bilgilendirilmelerine bağlıdır. Tüketicinin bu şekilde bilgilendirilmesi, satıcıları da haksız rekabetten koruyacaktır.

Bilgilendirmenin ana amacı mal ve hizmet satın alan tüketicilere:

·      Satın aldıkları mal ve hizmetlerin niteliği, kalitesi, miktarı ve fiyatı hakkında temel bilgileri vermek,

·      Rekabet halindeki mal ve hizmetler arasında sağlıklı bir seçim yapabilme imkânı sağlamak,

·      Tüketicinin bu mal ve hizmetleri güvenlikle ve kendi isteğine uygun olarak kullanabilmesini sağlamak,

·      Sunulan mal veya hizmetlerin kullanımdan doğacak zararların tazminini sağlamaktır.

Tüketicinin bilgilendirileceği başlıca konular:

·     Ambalajların boyutu, ağırlıkları, dayanıklılığı vb.,

·     Malın etiketi (bakım ve kullanım özellikleri),

·     Mal ve hizmetin kalitesi,

·     Mal ve hizmetin standardı,

·     Çeşit ve serilerinin sayısı,

·     Markaların sayısı,

·     Mal ve hizmeti sunanın adresi,

·     İçeriği (kullanılan hammadde, katkı maddeleri vb.),

·     Ağırlık ve diğer ölçüleri,

·     Üretim ve son kullanma tarihi,

·     Üreticinin kimliği, adresi,

·     Satış belgesi (fiş, makbuz, fatura vb.),

·     İade şartları,

·     Firma politikaları,

·     Garanti belgesi ve şartları,

·     Satış sonrası hizmetler,

         

Tüketici Bilgilendirme Araçları

Tüketiciler çeşitli kaynaklardan bilgi edinebilirler. Bu kaynaklar iki grupta toplanabilirler:

a)Kişisel kaynaklar: 

        Tüketicinin kendi deneyimleri, dost ve arkadaş tavsiyeleridir.

         b) Ticari kaynaklar: 

·     Reklâmlar: Tüketicilerin bilgilendirilmesini sağlayan başlıca araçlardan birisi reklâmlardır.

·     Satış elemanlarının yüz yüze verdikleri bilgiler,

·     Ürünün üzerindeki etiket, yazı vb. işaretleme,

·     Pano, panel, broşür gibi satış arttırma araçları,

·     Kalite uygunluk belgeleri,

c.     Diğer yazılı, sözlü ve görsel iletişim araçlarıdır.

 

4.3. Seçme Hakkı

Tüketici, seçme hakkının sonucu olarak, piyasadaki mal ve hizmetleri kalitelerinden emin olarak uygun fiyatlarla satın alabilmelidir.

Günümüzde modern mal ve hizmet pazarı o kadar genişlemiştir ki, milyonlarca tüketici birçok ürünün farkında bile değildir. Ürünlerin sayısı ve çeşitleri arttıkça tüketicilerin bunları değerlendirme yetenekleri de azalmaktadır. Bu durumda tüketiciler kalitenin bir ölçüsü olarak fiyatları göz önünde bulundurmaya yönelmişlerdir. 

Düşük fiyatı kalitesizliğin, yüksek fiyatı ise kalitenin teminatı olarak kabul etmektedirler.

Tüketicilerin çok büyük bir bölümünün üretim maliyetleri konusunda bir fikri yoktur ve bu durum üreticiler açısından bir avantaj oluşturmaktadır. Pazarda kalitesiz ürünler yüksek fiyatlarla yer almakta ve alıcı bulabilmektedir.

Tüketici satın aldığı ürünü iyi tanıdığı, bu ürün ve hizmet ile ilgili olarak iyi aydınlattığı takdirde bilinçli bir seçim yapabilir. Bu nedenle, tüketicilerin bilgilendirme ve eğitim hakkı ile bilinçli bir seçim hakkı birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır.

 

4.4. Sağlıklı Bir Çevreye Sahip Olma Hakkı

Çevre, bireylerin fiziksel, zihinsel ve moral gelişmesini etkileyen faktörleri kapsamaktadır. İnsan, çevreyi oluşturan su, hava, toprak ve benzeri doğal kaynakları kullanmakta, başka bir deyişle bunların tüketicisi olmaktadır.

Yaşamın kalitesini artıracak fiziksel bir çevreye sahip olma, çevresel tehlikelerden korunma ve çevreyi bugünkü ve gelecekteki nesiller için koruma bu hak kapsamında yer almaktadır.

Çevrenin korunmasında tüketici ve üreticiye önemli sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde ürünlerin satışı ile firmanın tüketici üzerinde yarattığı çevreci imaj arasında belirgin bir ilişki bulunmaktadır. Eğer toplum çevre bilincine sahip olmayı olumlu bir özellik olarak kabul ediyor ve tüketici çevreci sloganlı ürünler tercih ediyorsa üretici firma da ekolojik ambalajlı ürünleri üreterek ve pazarlayarak bu imajı geliştirebilir. Böylece üretici çevre dostu ürünleri üreterek, tüketici de bunları seçerek, giderek artan atık probleminin çözümüne katkıda bulunabilir.

Günümüzde tüketiciler çevre sorunlarına büyük ilgi göstermekte ve kirliliği azaltma amacıyla fazla ödeme yapma konusunda istekli davranmaktadırlar. Çalışmalar özellikle bir grup tüketicinin çevre problemlerine daha duyarlı olduğunu göstermiştir. Çevre önümüzdeki yıllarda da önemli bir sorun olarak gündemde kalacağından, çevre bilinçli tüketiciler, tüketici hareketinin bir parçası olarak seslerini duyurmaya devam etmelidirler.

  

 4. 5. Sesini Duyurma ve Temsil Edilme Hakkı

Tüketiciler piyasadaki olumsuz gelişmelere karşı korunabilmek için örgütlenerek sesini etkili bir şekilde ilgili mercilere duyurmalıdır. Özellikle kendileri ile ilgili alınan kararlarda ve yasa hazırlıklarında tüketicilerin temsil edilmeleri gerekir.

Tüketici haklarının korunması konusunda devlet pek çok görevler üstlenmiş olmakla birlikte, tüketicilerin kendi aralarında kuracakları örgütlere de önemli görevler düşmektedir. Bugün tüketici haklarının korunması ve geliştirilmesinde en etkili kurumun tüketici örgütleri olduğu kabul edilmektedir.

Tüketicilerin hak ve yararlarını korumak ve geliştirmek amacı ile serbest olarak kurdukları özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bağımsız kuruluşlara Tüketici Örgütleri denilmektedir.

Geniş anlamda, devletin tüketici hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacı ile kurduğu, desteklediği kurum ve kuruluşlar da tüketici örgütleri kapsamına girer.

Birçok ülkede tüketiciler, satın alma sırasında karşılaştıkları en basit sorundan, radyasyon, hava kirliliği gibi çevre sorunlarına kadar çok çeşitli sorunlarını ele almak üzere birlikler, dernekler ve gruplar halinde toplanmaktadırlar. Bu birliklerin esas amacı, ürünlerin kaliteleri hakkında araştırmalar yaparak tüketiciyi aydınlatmak ve kendilerini koruyacak düzeye çıkarmaktır.

Türkiye’de gerçek anlamda tüketici örgütlenmesi 1995 yılından itibaren başta İstanbul, Ankara olmak üzere tüketici koruma dernekleri ile başlamıştır. 

Bu derneklerin faaliyet konularını:

·     Tüketicilerin kamu ve özel kesimde temsili,

·     Çeşitli konularda tüketici eğitimi ve aydınlatılması,

·     Tüketici sorunlarının araştırılması,

·     Tüketici örgüt, büro ve merkezler, kurulması,

·     Mal ve hizmetler hakkında çeşitli araştırmalar yapılması teşkil etmektedir.

 

4. 6. Eğitilme Hakkı (Tüketici eğitimi alma hakkı)

Geniş bir ifadeyle, “Eğitim; tüketicinin pazarı etkileme gücünün artırılmasını ve rasyonel davranmasını teminen yönlendirilmesi” olarak da tanımlanmaktadır. Özellikle mal ve hizmetlerin seçiminde, elden çıkarılmasında izlenecek yol, basit piyasa araştırmaları, indirimli satışlar hakkında bilgi, tüketicinin hakkını aramasının gerekliliği ile bunların yolları ve ilgili kuruluş ve mercilerin tüketiciye öğretilmesi gerekmektedir. Çeşitli seviyedeki okullar, sosyal organizasyonlar ve medya aracılığı ile tüketicinin bilinçlendirilmesine yönelik çabalar gösterilmekte, eğitimde özellikle çocuklar, gençler ve yaşlılara öncelik tanımaktadır. Tüketicilerin sorumlu ve bilinçli olmaları için yaygın ve örgün eğitim kurumlarında eğitilmesidir. 

Tüketicinin korunmasında en önemli faktör, bizzat tüketicinin kendini koruma bilincine ulaşmasıdır.

Bu da ancak tüketicilerin eğitilmesi ile gerçekleşebilir.

Tüketici eğitimi, bireyin ekonomik faaliyetlerini yönlendirme, gereksinimlerini giderme ve pazarı etkileme gücünü artırmayı hedef alan eğitim ve bilgilendirme yatırımı olarak ele alınabilir. 

Tüketici eğitimi bireyin sadece tüketici rolü için değil toplumda üstlendiği vatandaşlık, sosyal, ekonomik ve politik rolü gibi diğer roller için eğitimini de kapsamaktadır. 

Tüketici eğitimini gerektiren nedenlerin başında endüstri toplumlarının sağladığı mal ve hizmet üretimi ile tüketim faaliyetlerinin farklılaşması gelmektedir.  Piyasada bulunana mal ve hizmet bolluğu, çeşitliliği, karmaşıklığı ve yanıltıcı satış artırma çabaları tüketiciyi zayıf duruma düşürmektedir. Bu nedenle her yaş ve eğitim düzeyindeki bireyin tüketici eğitimine ihtiyacı vardır. Çünkü toplumda her yaştaki bireyler tüketicidirler. Bu eğitim hem örgün hem yetişkin eğitimi içinde hem de iletişim yolu ile olabilir. 

Eğitilmiş tüketici, kendi bütçesi ve ülke ekonomisi açısından kararlarının sonuçlarını düşünen kişidir.

Tüketici eğitiminde temel amaç; tüketiciye ihtiyaç duyduğu bilgileri nereden ve nasıl elde edeceğini, bu bilgileri nasıl değerlendireceğini, nasıl kullanabileceğini öğretmek ve böylece mal veya hizmetleri satın alma ve kullanma becerisini geliştirmek, üretim ve bölüşüm şartlarının sorgulanmasını, bir bütün olarak çevre bilincini, üretimin olduğu gibi, tüketimin de niteliğini belirleyen ekonomik ve toplumsal tercihlerde taraf olmayı içermektedir. 

Tüketici eğitimi ve öğretimi dar anlamda tüketicilerin alışveriş öncesi, alışveriş anında ve alışveriş sonrasında ödedikleri paranın tam karşılığını alarak mutlu olmalarını sağlamaya çalışır.

Tüketici eğitimi; her tüketicinin kendi ihtiyacına, amacına ve sosyal düşüncelerine uydurulduğu sürece görevini yapabiliyor ve etkili olabiliyor demektir. Bu nedenle yaygın ve örgün tüketici eğitim programları ile tüketicinin toplumsal ve ekonomik değişmeleri anlayacak şekilde eğitilmesi gereklidir.

Tüketici şu konularda eğitilmelidir.

·       Hak ve sorumluluklarının tanıtılması, öğretilmesi ve böylece bilinçlendirilerek umursamazlıktan kurtarılması,

·       Mal ve hizmetlerin seçimi, satın alınması, kullanımı, tamir ve bakımı gibi konularda yol gösterici bilgiler veya bu bilgilerin nereden bulunabileceği,

·       Haklarını kullanma ve arama yollarının gösterilmesi

·       Para tasarruf edici piyasa araştırması yoluyla fiyatların, markaların karşılaştırılması, indirimli satışların izlenmesi gibi stratejilerin öğretilmesi ve karar verme becerilerinin geliştirilmesi,

·       Tüketiciyi korumaya yönelik çalışmalar yapan ve tüketici şikayetlerini izleyen mevcut kurumların, örgütlerin ve ilgili yasaların tanıtılması ve duyurulması,

·       Tüketici olarak birbirlerinin haklarına saygılı olan, topluma ve çevreye karşı duyarlı ve sosyal sorunlarla ilgilenme istekliliği gösteren bilinçli tüketici tipinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması

·       Tüketimi ve üretimi sorgulamak,  alternatif üretim ve tüketim modelleri geliştirmek.

·       Ülke kaynaklarının tüketicilerin temel ihtiyaçlarına uygun olarak en rasyonel şekilde kullanılmasında etkili olmak,

·       Doğru ve sağlıklı bir tüketici kültürü ve anlayışı geliştirmek ve yerleştirmek,

·       Tüketim ve üretim konusunda yönlendirilen değil, yönlendiren olabilme bilincini vermek,

·       Tüketiciler arasında, hak ve yararlarının bir araya gelinerek toplumda korunma ve dayanışma bilincinin ve ortak şartları paylaşma anlayışının doğup gelişmesine yardımcı olmak,

·       Tüketicilerin kendilerine, örgütlerine ve topluma karşı sosyal sorumluluklarının gelişmesine imkân sağlamak,

·       Tüketicileri temel vatandaşlık ve tüketici hak ve sorumluluklarının neler olduğu konusunda bilinçlendirmek,

·       Tüketicilerin aldatıldığı, yanıltıldığı, mağdur edildiği durumlarla ilgili olarak tüketicileri ve kamuoyunu uyarma, bilgilendirmek, ilgili firma ve devlet kuruluşlarının önlem almalarını sağlamak,

·       Mal ve hizmetlerle ilgili tahlil ve deney sonuçlarını tüketicilere iletilmesini sağlamak,

·       Çeşitli devlet kuruluşlarının tüketiciyi dolaylı ve dolaysız ilgilendiren çalışmalarında tüketicilerin bilgilendirilmesini sağlamak,

·       Tüketicilere, tekel, kartel, ve tröstlere karşı korunma ve mücadele yollarını göstermek,

·       Mal ve hizmetleri tüketirken temel amacın ihtiyaçları karşılamak olduğu bilincini vermek,

·       Enflasyon ve hayat pahalılığına karşı mücadele bilincini geliştirmek.

 

Tüketicilerin ihtiyaç ve amaçlarına uygun kaliteli, sağlıklı, güvenli, ucuz, dayanıklı ve yeterli miktarda mal ve hizmet üretilmesi ve dağıtılması konusunda gerek kamu gerekse özel sektöre karşı etkili olma yollarını göstermek ve bu konuda bilinç kazandırmak.

Çocuklara gençlere ve yetişkinlere haklarının ve sorumluluklarının bilincinde, mallar ve hizmetler arasında bilinçli bir seçim yapma yeteneğine sahip, iyiyi kötüden ayıran tüketiciler olarak hareket etmelerini sağlayacak şekilde eğitilme imkânı temin edilmelidir. Bu amaçla tüketiciler özellikle çağdaş ekonominin ilkeleri hakkında temel bilgilere sahip kılınmalıdır. 

Tüketici eğitimi verecek kişilerin eğitilmesi başlıca sorunlardan biri olarak belirmektedir.

Bu konuda birçok düşünce ortaya atılmıştır. Ekonomik ve sosyal alanlarda yapılacak araştırmalara dayandırılarak bu eğitimi verecek merkezlerin kurulması ve bu merkezler arasında gerek öğrenci gerek eğitimcilerin birbirlerinden düşünce alış-verişinde bulunabilmeleri sağlanmalıdır 

     

4. 7. Tüketicinin Zararının Tazmin Edilme Hakkı

Tüketicilerin satın aldıkları malların kusurlu olmasından veya hizmetlerin yetersizliğinden doğan zararlarının tazmin edilmesi gerekmektedir. 

Tüketicilerin kusurlu malların ya da tatminkâr olmayan hizmetlerin satın alınmasından veya kullanımından ileri gelen zararları ve şikayetleri ile ilgili olarak tavsiye ve yardım almak hakkına sahip olmalıdırlar.

Tüketiciler aynı zamanda bu tür zararlarının süratli, etkin ve külfetsiz usullerle gereği gibi tazminini istemek hakkına sahiptirler.

Tüketici taleplerinin ve şikayetlerinin firma ya da ilgili kuruluşlarca dikkate alınıp kusurlu malın/malların geri alınması, para iadesi veya yenisiyle değiştirilmesi, hizmetin yeniden görülmesi, gerekirse tazminat ödenmesi, resmi kuruluşlardan hukuki yardım sağlanması, tazmin edilme hakkı çerçevesinde ele alınmaktadır.

Satın almış olduğu bir mal ya da hizmetten dolayı herhangi bir zarara uğrayan tüketicinin zararının süratle tazmin edilmediği hallerde tüketicilerin korunduğundan söz etmek imkansızdır.

Tüketicinin zararını gidermede, üretici ve satıcılara önemli görevler düşmektedir. Üretici ve satıcılar, tüketicilerden gelecek şikayetleri süratle değerlendirmeli, gerekiyorsa sattıkları malın satış sonrası bakımını en iyi şekilde yapmalıdırlar. 

Ayrıca satıcı hatalı ya da bozuk bir malı tüketicinin arzusuna uygun olarak derhal değiştirmeli ya da tüketiciye parasını iade etmelidir. Tüketici zararının üretici veya satıcı tarafından karşılanmadığı hallerde yargı yollarına başvurabilmelidir.

 

 

5. TÜKETİCİNİN SORUMLULUKLARI

 

Tüketicilerin mal ve hizmetleri elde etme ve yaşamlarını sürdürebilmek için birtakım haklarının olduğu gerçektir. Yukarıda bunlar tüm detayları ile izah etmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte birtakım sorumlulukları da bulunmaktadır. Bunun anlamı ise genel olarak yaşamlarında ya da bir mal ya da hizmeti satın almada akıllarında bulundurmaları ve yaşam biçimi haline getirmeleri gereken sorumlulukları da bulunmaktadır. Gerçekte bunlara vatandaşlık sorumlulukları da denebilir. 

n  Dayanışma:

Tüketicinin kendini korumak, etki ve güçlerini geliştirmek için organize olmasıdır.

n  Eleştirel bilinç düzeyi:

Kullanılan mal ve hizmetlerin kalitesi ve fiyatlarını sorgulama konusunda hassas olma sorumluluğu

n  Faaliyet

Doğru bir alışveriş için kendini kabul ettirecek, farkına vardıracak faaliyeti ortaya koyma sorumluluğu. Tüketici pasif kaldığı sürece istismar edilecektir. 

n  Sosyal sorumluluk:

Tüketimlerinin diğer insanlara etkisinin farkına varma sorumluluğu. Dezavantajlı ve güçsüz grupların farkına varma

n  Çevre bilinci:

Tüketimlerinin çevresel sonuçlarını anlama sorumluluğu. Doğal kaynakları korumaya ilişkin sosyal ve bireysel sorumlulukları tanımlama, gelecek nesiller için dünyayı koruma.

Bunlara ilave olarak; 

Tüketiciler haklarını kullanmalıdır; Tüketiciler, temel insan olmalarından dolayı ve yasal olarak da bir takım tüketici hakları bulunmaktadır. Her şeyden önce yukarıda bütün detayları ile anlatılan bu 8 temel hakkı korumalıdır.

Tüketiciler satın almalarında dikkatli olmalı titiz davranmalı, kör gözle satın alma yapmamalıdır (Olmasa da olur diyebilmeli): Tüketici satın almalarda asla satıcıların, firmaların pazarlama oyunlarına gelmemeli, tavsiyeleri görmezden gelerek gerçekten ihtiyacı olan mal ve hizmetleri; kalite, nitelik nicelik, fiyat faydalılık vb. özelliklerine göre satın almalıdır.

Herhangi bir hak ihlali konusunda mutlaka şikâyet etmeli ve gereğini yerine getirmeli, hakkını sonuna kadar aramalıdır: Tüketiciler paralarının karşılığını tam olarak, dürüst esnaftan doğru mal ve hizmetleri satın almalı ve piyasa da yanlış yapılanlara göz yummamalı, bana ne dememelidir. Mutlaka hakkını sonuna kadar kullanmalıdır. Bu da toplumun daha dürüst ve doğru davranmasını gerektirecektir. 

Tüketici kalite bilinçli hareket etmelidir: Bir malı sırf ucuz diye satın almamalıdır. Önemli olan kaliteli malı ucuza almaktır. Kalite bilinçli hareket etmelidir. 

Reklamları ihtiyatla karşılamalı ve onların temel amacının mal ve hizmetleri satmak olduğunu akıllarından çıkarmamalıdır: Sorumlu tüketici reklamların amacını doğru süzen tüketicidir. 

Garantisi olmayan mal ve hizmetleri satın almamalı, garanti şartlarını doğru okumalı ve garanti belgelerini saklamalıdırlar: Her malın bir garanti süresi olmak zorundadır. Özellikle bu garanti sürelerine dikkat edilmelidir.

Aceleyle satın alma yapılmamalıdır. Sorumlu tüketici satın alma ve tüketimlerinin de farkında olan tüketicidir. İhtiyacı olmadan satın alma yapmamalıdır. 

 

6.Tüketici Sivil Toplum Kurumlarının (derneklerinin) Tüketicinin  Korunmasındaki Rolleri 

Ekonomik sistem içinde, teknolojik gelişmelerin örgütleştirdiği sanayici ve iş adamı örgütlenmelerine paralel olarak tüketiciler de örgütlenmeye başlamışlardır. Bu örgütlenme hareketlerinin temelleri 1908 yıllarına kadar inmektedir. Birçok ülkede, tüketicinin problemleriyle ilgilenilmesi ve bunlara çare bulunması özellikle kadın dernekleri tarafından ele alınmıştır.

Gerçekte tüketici hareketleri pazarda önemli etkilere de sahip olmaktadır. Bağımsız ürün bilgisi, işletmelerin organize faaliyetlerine kanuni zorlamalar yapma, işletmelerin ve ürünlerin tanıtımlarını denetleme gibi önemli özellikleri yerine getirmektedir. Bu durum yalnızca tüketici için değil, aynı zamanda kaliteli ve dürüst üretim yapan işletmeler için de önemli bir etkiye sahiptir. Ayrıca tüketicilerin örgütlenmesinin birçok etkisi vardır. Bunlar şöyle açıklanabilir;

Tüketicinin farkındalığını artırmak ve eğitimini sağlamak; Tüketici derneklerinin öncelikli görevi her bir tüketiciyi, hakları konusunda bilinçlendirilmesini sağlamaktır. 

Bunları da aşağıdaki faaliyetlerle sağlayabilir; 

·       Broşür dergi ve bilgilendirme materyalleri ile sağlar

·       Konferans, seminer ve toplantılarla sağlar

·       Tüketicileri kendilerine yardımcı olmaları için eğitmek

·       Özellikle kadınlara özel olarak tüketicilik konularında eğitim vermek

·       Temel tüketim arzu edilebilir tüketim standartlarını kazanmalı konusunda tüketicileri teşvik etmek

Ürün Bilgisi, Etiketleme, Tüketici Eğitimi ve Bilgilendirmesi Yapmak:                         Tüketicinin bilmesine normal olarak imkan olmayan mallara ait çeşitli teknik özellikleri tespit etmek amacıyla tüketicilerin birlikte hareket etmeleri zorunlu olmaktadır. Tüketiciyi bilgilendirmek için yapılacak sistemli çalışmaların, tahlillerin, deneylerin ve bunların tüketiciye duyurulması için yapılacak yayın faaliyetlerinin bir tüketici örgütü içinde ele alınması şarttır. Tüketici örgütlenmek suretiyle, bilgi derleme ve yayma faaliyetinin zorunlu kıldığı masrafları da kolaylıkla temin edebilecektir. Ayrıca ürün bilgisi ve etiketlemeye ilişkin olarak, tüketici ilgileri yasal düzenlemeyi gerektirmektedir. Bunların başlıcaları; reklamlarda dürüstlük, içindekiler ve beslenme etiketi, ürünlerin üretim ve son kullanma tarihi ve birim fiyatıdır.

 

Tüketiciler adına tüketicilerin seslerinin daha iyi çıkması ve haklarını arayabilmeleri için hak arama dosyaları oluşturmak ve emsal vakaları konusunda kayıt tutmak. 

Bütün bu işleri yaparken de gönüllülük ve örgütlülük ilkelerine bağlı kalmak. Tüketicinin kandırılması karşısında tepkiler geliştirmek, bunun içinde kamuoyu yaratmak. Tüketiciyi temsil etmek ve sesinin daha gür çıkmasını sağlamak. Bunu sağlarken de yerel ve genel düzeyde otoritelere etki edebilmek. Tüketici hareketlerinin amaçlarından bir tanesi de, devlete çeşitli konularda etkide bulunmaktır. Özellikle devletin kurumlara ve işletmelere yapacakları taleplerde örgütlenmiş tüketicinin sesi daha fazla çıkacaktır. Devletin almış olduğu ekonomik kararlarda, örneğin; fiyat tespitleri, zam oranları vb. konularda devlete etkileri tek tek bireylerin etkisinden daha fazla olacaktır.

Pazarda iyi uygulamaların ve rekabetin sağlanmasını gerçekleştirmek, kalite Kontrolü Sağlamak: Tüketiciye, ilgilendiği malların özellikleri hakkında bilgi verebilmek için muhtelif uygulamalar görülmektedir. Bunların elde edilmesi için de; çeşitli araştırma, deney ve tahliller gerekmektedir. Bu tür bir çalışmaya işletmelerin de katılması kalitelerini ispat etme açısından önemli olacaktır. Bu uygulamalar tüketiciye iki türlü fayda getirecektir. Bunlardan birincisi; tüketiciye mal ve hizmetlerin araştırma, deney, tahlil sonuçları ve benzeri özelliklerini duyurarak bilinçli alışveriş yapmalarını sağlama; ikincisi ise, malın özelliklerinin incelenerek tüketiciye duyurulacağını bilen işletmenin, mevcut standartlara uygulamaya kendini zorunlu hissetmesidir.

Eğitim kurumlarına özellikle tüketicinin bilgilendirilmesi eğitim ve korunması konularında yardımcı olmak

Her düzeydeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarına etki etmek, lobi yapmak ve bunları etkileyerek tüketicilik felsefesini yerleştirmek. Ayrıca iyi bir lobi ile informal yollarla da bu konudaki ajanlara destek ve teşvik ile tüketicinin korunması felsefesini benimsetmek. Tüketici dostu medya, tüketici dostu iş dünyası vb. 

Yaşam Düzeyini Yükseltmek: Tüketicinin örgütlenmesi yalnızca tüketicinin gözle görülür sağlık ve menfaatlerini korumakla kalmaz, aynı zamanda dolaylı olarak da tüketicinin korunmasını gerçekleştirir. Ambalaj ve çeşitli atıklardan ya da çeşitli katkı maddelerinden doğan sorunların çözülmesinde de etkili olacaktır.

Tüketici Hareketlerine İşletmelerin Olumlu Tepkisini Sağlamak: Tüketici hareketlerine işletmelerin tepkisi çoğunlukla olumlu olmaktadır. Bu noktada birçok işletme tüketiciye zarar verici uygulamaları önleyici tedbirler almakta, zaman zaman hatalı ürünlerini değiştirme yoluna gitmektedirler.

Diğer tüketici örgütleri ile iş birliği halinde çalışmak ve network kurmak

Tüketici ile ilgilenen tüm tarafları harekete geçirmek. 

Görüldüğü gibi tüketicilerin örgütlenmesi, onun korunmasında olumlu etkilere sahip olmakta, belki de devlet ve işletmelerin yapacakları faaliyetlerden daha da önemli olmaktadır. Bu nedenle de gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde tüketicilerin çeşitli biçimlerde örgütlendiklerini görmek mümkündür. Bunların bir kısmı ulusal, bir kısmı ise uluslararası nitelikler göstermektedir.

Tüketici dernekleri bütün bu faaliyetleri gerçekleştirmek için halkla ilişkiler ve lobi faaliyetlerinde bulunmalıdırlar.